7 Temmuz 2009 Salı

Byzantine port unearthed in Turkey-Marmaray’da 3. Liman İzi



Byzantine port unearthed in Turkey
Archaeologists say they’ve dug up millennium-old sunken ships
Turkish archaeologists and restorers work on the remains of a 10th-century Byzantine ship in Istanbul on Tuesday. The digging area is part of the Marmaray Project, which aims to build a tunnel under the Bosporus Strait
ISTANBUL, Turkey - Turkish archaeologists announced Tuesday that they have discovered an ancient Byzantine port in an area that was slated to become an underground station for a modern rail tunnel.
They're calling the find the "Port of Theodosius," after the emperor of Rome and Byzantium who died in the year 395, and say the items they're digging up here could shed significant light on the commercial life of this ancient city. Through the ages, the metropolis has been known as Byzantium, Constantinople and finally Istanbul.
Like Romans, Athenians and other residents of the world's great historic cities, the residents of Istanbul can hardly put a shovel in the ground without digging up something important.
So far, archaeologists have found what they think might be a church, an old gate to the city and eight sunken ships, which archaeologist Cemal Pulak says he believes were all wiped out by a giant storm more than 1,000 years ago.
İstanbul Üsküdar ve Yenikapı'da ortaya çıkarılan iki limanın ardından Sirkeci'deki Marmaray kazılarında da bu kez Bizans döneminin önemli limanlarından Neorion'a ait depolar bulundu.Milliyet gazetesinde Ömer Erbil imzasıyla yayımlanan haber şöyle: Asya ile Avrupa’yı deniz altından bağlayan Marmaray kazılarının Sirkeci ayağında, Bizans döneminin bilinen önemli limanlarından Neorion’un depoları bulundu. Daha önce de Üsküdar ve Yenikapı’da antik limanlar ortaya çıkarılmıştıBugüne kadar 2 antik limanın izlerine rastlanan Marmaray kazılarında, üçüncü bir liman umudu doğdu. Kazıların Sirkeci ayağında Bizans döneminin bilinen önemli limanlarından Neorion limanına ait depolar ortaya çıkarıldı. Deniz seviyesinden daha aşağıya inildiğinde Yenikapı’daki gibi batık ya da liman buluntularına ulaşma beklentisi, arkeologları heyecanlandırdı.Asya ile Avrupa’yı denizin altından bağlayan Marmaray projesi kapsamında yapılan kazılarda bugüne kadar 2 antik limanın izlerine rastlandı. İlki Üsküdar’da ortaya çıkarılırken, ikincisi ve en çarpıcısı, Yenikapı Theodosius limanı oldu. Şimdi de Sirkeci’de üçüncüsüyle ilgili önemli bulgular elde edildi.Bizans dönemi sivil mimarisi hakkında önemli buluntuların ve yapıların çıkarıldığı Sirkeci’deki kazının sorumlusu arkeolog Süleyman Eskalen çalışmalarla ilgili olarak önemli bilgiler verdi.Kurul kararı bekleniyorAntik dönemde isminden söz edilen Neorion limanına ait ticari depo ve işyerleri olduğunu tahmin ettikleri mimari yapıların röleve çalışmalarını yaparak İstanbul 4 No’lu Koruma Kurulu’na bildirdiklerini belirten Eskalen, kuruldan çıkacak kararı beklediklerini belirtti. Kurulun mimari yapıları kaldırma izni vermesi halinde daha alt tabakalara inileceğini söyleyen Eskalen, şöyle devam etti:“2008 yılı temmuz başından itibaren kazılara devam ediyoruz. Buluntular proje yerinin değişmesine neden olabilecek nitelikte değil. Koruma Kurulu’nun vereceği karar doğrultusunda hareket edeceğiz. Alt tabakalarda Neorion limanına ait izlere rastlayacağımızı düşünüyoruz. Şu ana kadar deniz seviyesinden 1.5 metre aşağıya indik. Ancak Yenikapı’da olduğu gibi burada da alüvyonların limanı doldurmuş olması muhtemel. Mimari yapıyı kaldırıp arkeolojik kazılara devam edince net sonuçlara ulaşacağımızı sanıyorum.”150 iskelet bulunduKazı alanında plastik sandıklar içinde çok sayıda kafatası ve insan kemikleri bulundu. Kazı alanından çıkarılan 150’ye yakın iskeletin bir bölümü İstanbul Üniversitesi’nde incelemeye alındı. Kazı sorumlusu Eskalen, iskeletlerin bir mezarlığa ait olduğunu söyledi.İstasyonun havalandırma bölümünün yapıldığı farklı bir alandaki kazılarda da duvarları ve sütunları tamamen ayakta olan bir mimari yapıya rastlandı. Koruma Kurulu bu yapının taşınmasına karar verdi. Ancak yapının nereye taşınacağı ve nasıl sergileneceği henüz belli değil.Yenikapı’daki tarihYaklaşık 5 yıl önce başlayan Marmaray kazılarında Bizans dönemine ait Theodosius limanı ve 33 Bizans batığı ortaya çıkarılmıştı. Yaklaşık 1 yıl önce kazılar sürerken başka bir katmanda aslında burada yatan tarihin 2 bin 700 yıl değil 8 bin 500 yıl öncesine dayandığı ispatlanmıştı. Deniz seviyesinden 6 metre derinde ilk kez Neolitik Çağ’a (Cilalı Taş Devri) ait 4 insan iskeleti ile seramik parçaları, ahşap savunma silahları, kano kürekleri bulunmuştu. Milliyet, 8 bin 500 yıl öncesine ait olduğu belirtilen bir insan iskeletini de “İlk İstanbullu” başlığıyla okuyucularına duyurmuştu. Sirkeci’de devam eden kazılarda Neorion limanına ait bazı kalıntıların bulunması üzerine arkeologlar, daha derinlerde bu limana ait başka buluntulara ulaşılabileceği umudunu taşıyor.İşçiler grevdeMarmaray bünyesinde çalışan işçiler ise bugünlerde maaş alamamanın sıkıntısı içinde. Ücretlerini alamadıkları için bir haftadır grev yapan işçiler kazıları tamamen durdurdu. DLH’nın taşeronu Polat İnşaat firmasından 4 aydır ücret alamayan işçilerin grevi daha ne kadar devam ettirecekleri de belli değil. Arkeologlar kazı dönemini boş geçirmek istemedikleri için DLH’nın buna bir çözüm bulacağını düşünüyor.
Bursa Büyükorhan'da 7 km mesafedeki Derecik köyü'nde tesadüfen bulunan Bizans dönemi'nden kalma bin 600 yıl öncesine ait bazilikada kazı ve restorasyon çalışmaları 20 temmuzda başlanılacağı açıklandı.

2 yorum:

majik dedi ki...

gerçekten güzel çalışma olmuş eline yüreğine sağlık çalışma ve başarılarının devamını dilerim

rıza dedi ki...

Türk sanatlarına destek verdiğiniz için teşekkür ederim.

HOŞGELDİNİZ



Topraktan gelen, ellerde şekillenen kor ateşin sırlı gülleri...

ART COLLECTİON

ÇİNİ SANATI

çini M.Ö. 3000 yılının ilk yarısında mimari ile tanışan çiniler, İslam mimarisinde M.S. 9. Yüzyılda kullanılmaya başlamıştır. Selçuklular'ın 1071'de Bizanslılar`ı yenmesinden sonra Anadolu, hem Selçuklular hem de çiniler için yeni bir vatan olmuştur. Bu topraklardaki çini sanatı, 13. Yüzyılda Selçuk mimarisinin doruğa ulaştığı dönemde gelişmiş ve buna bağlı olarak da pek çok camii, medrese, türbe ve saray duvarları çinilerle bezenmiştir. Başlıca turkuaz, kobalt ve mor renklerin kullanıldığı geometrik desenli çini ve çini mozaikler iç mekanlarda tercih edilirken dışta da sırlı veya sırsız tuğlalar kullanılmıştır. 14. yüzyılda Anadolu Çini sanatı Osmanlılar ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Türkler iç ve dış mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanatını, asıl büyük ve sürekli gelişmesini Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir. Türk çiniciliği Türk çini sanatının tarihi ilk Müslüman Türk devletlerinden Karahanlılara kadar dayanmaktadır. Bu da çini sanatının bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları çiniyi mimari süslemelerde sıkça kullanmış Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra, çini sanatında Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla yeni bir dönem başlamıştır. İznik çinileri İlk Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472) görülebilmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönem çinilerinde lacivert, mavi, turkuaz, siyah renkleri ağırlıktadır ve daha çok geometrik desenler kullanılmıştır. 16. yy'da İznik'te üretilen çinilerde gerek kalite ve gerekse desen üretiminde büyük gelişmeler olmuş ve Türk çini sanatı en parlak dönemini yaşamıştır. Osmanlı, mozaik gibi teknikleri bırakmış sır altı boya ve sır tekniğini geliştirmiştir. Bunun yanı sıra saray nakkaşhanesinde yeni motifler geliştirilmeye ve üretilmeye başlanmıştır. Kırmızı, yeşil, mavi, lacivert, turkuaz ve kahverenginin kullanımıyla İznik çinilerinde yeni bir devir yaşanmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin duraklama dönemiyle birlikte, İznik çini üretim faaliyetini 17.yy. sonlarına doğru tamamen durdurmuş ve çinicilik Kütahya’ya kaymıştır. Lale Devri'nde, İznik çini sanatı yeniden canlandırılmaya çalışılsa da çabalar uzun ömürlü olamamıştır.

my art

MY personal exhibition

My handmade tiles and art work